Antrenman sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda zihinsel bir mücadeledir. Yorgun bir iş gününden sonra veya sabahın erken saatlerinde o demiri kaldırmak için gereken motivasyonu bazen kendi başımıza bulamayabiliriz. Pre-workout (antrenman öncesi) takviyeleri, tam bu noktada devreye girerek hem merkezi sinir sistemini uyarır hem de kaslara giden kan akışını maksimize eder.
İyi bir pre-workout'ın kalbinde damar genişletici (vazodilatasyon) ajanlar yatar. L-Citrulline Malate ve Arginine gibi bileşenler, vücuttaki nitrik oksit seviyesini artırır. Bu durum damarların genişlemesini sağlayarak kaslara daha fazla oksijen ve besin taşınmasına yol açar. "Pump" dediğimiz o dolgunluk hissi, sadece görsel bir şölen değil; aynı zamanda kas hasarının onarımı için gerekli olan besinlerin kas dokusuna hızlıca ulaşmasıdır.
Sadece vücudu uyarmak yetmez, zihnin de antrenmanda olması gerekir. Kafein Anhidroz, merkezi sinir sistemini uyararak yorgunluk hissini maskeler. Ancak yüksek doz kafeinin neden olduğu "crash" (ani çöküş) etkisini önlemek için formülde taurin gibi sakinleştirici amino asitlerin bulunması dengeli bir enerji sunar. Conlast felsefesinde, titreme yapmayan ama odaklanmayı zirveye taşıyan dengeli bir stimülasyon hedeflenir.
Antrenmanın ortasında kaslarda hissettiğiniz o "yanma" hissi laktik asit birikimidir. Beta-alanine, vücutta karnozin seviyelerini artırarak kaslardaki asiditeyi dengeler (tamponlar). Bu da kas yorgunluğunu geciktirerek daha uzun süre, daha yüksek yoğunlukta çalışmanıza olanak tanır. Cildinizdeki o hafif karıncalanma hissi, beta-alaninin çalıştığının ve sizi bir sonraki ağır sete hazırladığının habercisidir.
Sonuç: Doğru bir pre-workout seçimi, antrenman hacminizi %20'ye kadar artırabilir. Ancak unutmayın; en iyi takviye bile doğru beslenme ve disiplinli bir antrenman programının yerini tutmaz.